31 Ocak 2019 Perşembe

"HAKSIZLIĞA MARUZ KALAN, KAHROLAN EMEKLİLER VE YALAN RÜZGÂRI" Muhtemel Bir Yalan Haber Daha:Emekli maaşına intibak ayarı (Türkiye Emekliler Derneği ve Güneş Gazetesi, 08 Ocak 2018)

Emekli maaşına intibak ayarı!..
"DAR VE SABİT GELİRLİ, ÜCRETLİ VE EMEKLİYİ ALDATMAK, EMEK VE HAK SÖMÜRÜSÜ YAPMAK; MAZLUMLARI KANDIRMAK VE HAKLARINI YEMEK EN BÜYÜK DEĞERSİZLİK, DİNSİZLİK VE YOLSUZLUKTUR" 
SSK ve Bağ-Kur’lu emeklinin maaş hesabı değişiyor. Aylığın belirlenmesinde kullanılan katsayıların yükseltilmesi gündeme gelecek. Bu şekilde, emekli olacaklara bağlanacak maaş artacak. İntibak uygulaması yeni emeklileri de kapsamış olacak.
EMEKLİ MAAŞI HESABINDA 3 AYRI FORMÜL!..
Türkiye'de emekli maaşı hesabında 3 ayrı formül bulunuyor. En yüksek aylık bağlama oranı 2000 yılına kadar olan çalışmalar için uygulanıyor. Onu, 2000- Eylül 2008 arası izliyor. En düşük aylık bağlama oranı ise Ekim 2008'den sonrası için uygulanıyor. Ekim 2008 sonrasında sigortalılık süresi uzadıkça, özellikle asgari ücret üzerinden prim ödeyenlerin bağlanacak maaşında düşüş yaşanıyor. Şimdi bu karma emekli aylığı hesaplama sistemi yerine, bütün dönemleri kapsayan tek bir emekli aylığı hesaplama sisteminin getirilmesi gündemde.
MAKAS KAPANACAK 
Milyonlarca kişinin beklediği düzenleme hayata geçirilirse, halen çalışanlara emekli olurken bağlanacak maaş yükselecek. 2000 yılı öncesinde emekli olanlarda en düşük SSK emekli aylığı bin 389 lira seviyesinde bulunuyor. 2000 yılı ve sonrasında emekli olanlarda ise en düşük maaş 860 lira. Tek hesaplama sistemiyle bu tablo değişecek. 2008 sonrasında çalışılan dönem uzadıkça maaş azalmayacak. 2000 öncesi ve sonrası arasındaki makas kapanacak.
TEK ÇATI, 2 FARKLI SİSTEM
Emekliler ayrıca kuruma göre farklı zam sisteminin de sona ermesini istiyor. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine başka, memur emeklilerine başka zam yapılması uygulamasına son verilmesi talepleri var. Enflasyona endeksli zam alan SSK ve Bağ- Kur emeklileri, memur emeklileriyle eşit zam istiyor, tüm emeklilerin zamlarının toplu sözleşmeyle belirlenmesi beklentisini taşıyor.
Biri 1.090 diğeri 1.729 TL
Üç farklı hesabın ortaya çıkardığı durumu anlamak için taban maaşlardaki farka bakmak yeterli. Taban maaş, emekliliği hak edenlere bağlanan en düşük maaş demek. 2000’den önce emekli olan SSK’lının en düşük aylığı 1.729 lira. Bu aylık 2000-2008 arası için 1.356 lira, 2008 sonrası için 1.030 lira. 9000 gün prim ödeyen Bağ-Kur’lunun taban maaşı ise 1.461 lira. Bağ-Kur tarım emeklisinin en düşük maaşı da 1.090 lira.
300 liralık artış olur..
Emekliler, 550 lirayı aşan maaş farkının kapatılması çağrısında bulundu. Bir milyondan fazla üyesi olan Emekliler Derneği’nin Başkanı Kazım Ergün, sorunun çözümü için şöyle bir öneri getirdi: “Mesela 2000 sonrası emekli olanların alt sınır aylık bağlama oranı yüzde 35’ten yüzde 60’a yükseltilirse, güncellenme katsayısı olarak büyüme oranının da yüzde 100’ü dikkate alınırsa, emekli aylıklarında yaklaşık 300 liralık artış olur. 2000 sonrası taban aylık 1.160 liraya çıkar.” GÜNEŞ GAZETESİ-08 Ocak 2019 08:00 | Salı, ANKARA

28 Ocak 2019 Pazartesi

5 NO'LU KURUCU ÜYE BELGİN ÖZER’İN “VAKIF YÖNETİMİ” VE ÜYELERE MEKTUBU

5 NO'LU KURUCU ÜYE BELGİN ÖZER’İN “VAKIF YÖNETİMİ” VE ÜYELERE MEKTUBU
TPAO PERSONELİ VAKFI YÖNETİM KURULU SAYIN BAŞKANLIĞINA
Sizler, 35 yıl önce kurulan (halen emsali olmayan) alacağı emekli maaşı önceden belli olan bir vakfı yönetiyorsunuz.
Hepinize, hayırlı günler diliyorum.
Vakfın geleceği yeni üyeler kayıt edilmesine bağlıdır.
Bu vakfın yararının gereğince anlatılması ve tanıtılması ile mümkündür.
Vakfın gücü ile TPAO mensuplarının kültürel vasıfları farkındalıklar yaratır.
Hepimizin görevi sevmek öğrenmek öğretmek ve çare bulmak değil mi?
Kapitalist düzenin toplumsal ve sosyal tahribatı ancak yardımlaşma ile azaltılabilir.
ANCAK; YENİ ÜYE KAYDETMEK İÇİN 35 YIL BOYUNCA AİDAT ÖDEMİŞ YAŞLILARA YASLANIP GENÇLERE MENFAAT TEMİN ETMEK DE DOĞRU DEĞİLDİR.
Vakfın felsefesi herkesin kendi yaşına göre aidat ödemesi değildir. Bu günün gençleri gelecekte kendilerinden sonrakilere bir miktar imkan bırakmak isteyen yaşlıları olacaklardır.
İşçi emeklilerinin maaşlarının seviyesi de düşüktür. Yaşlanınca artan giderleri karşılayamıyorlar. Gençlere bunun anlatılması gerekiyor.
BAZI NOTLAR:
Üyenin yaşı istediği aylık emekli olma yaşı (üyelerin ölüm yaşı ortalamasına göre) üyelik aidatı hesap edilir.
Bu rakamlar her yıl enflasyona göre de revize edilir güncellenir.
İşin esası çalışırken ödediğini emekli olunca geri almaktır.
Bu vakfı gençler yaşlılar ve yaşlılık için kurdular. Yönetimini de gençlere emanet ettiler.
Toplanan paranın neması bir taraftan vakfın giderlerini karşılar, artanı ise yedek akçe olur.
Vakfın bu günkü gücü eski üyelerin ödediklerinin yönetim kurullarınca iyi verimli değerlendirmelerinden oluşur.
“VEFAT VE TAM DAİMİ MALULİYET YARDIMI” İSMİ YANLIŞTIR.
Vakfın bu yardıma hiçbir katkısı yoktur. Üye aidatları üye olanların yaşlarına ve ortalamalarına göre ülkedeki ölüm yaş ortalaması ile üye olanların ölüm yaşı ortalaması dikkate alınarak ortaya çıkar.
ÖDENECEK FATURANIN KARŞILIĞI OLACAK AİDATI TEKLİF İSTENEN SİGORTA ŞİRKETLER TESPİT EDER. TOPLANAN PARA SİGORTAYA ÖDENİR. GERİ ÖDEMELERİ DE SİGORTA ŞİRKETLERİ YAPAR.
Ödeme eğer 10.000 TL ise, buna ait aidat da 160 TL ise; Diğer 20.000  veya 30.000 TL ödemeler için de iki katı, üç katı şeklinde olur. yani 320 TL  ve 480 TL olur. Yani katlamalı olur.
Burada vakfın görevi ve katkısı hizmettir. Risk de yoktur.
BU İŞLER YAPILIRKEN;
1- Ölüm yaşı yükseldikç emekli maaşı miktarı azalır. Vefat kolu aidatı da azalır.
2- Banka TL ve döviz mevduat faizi ancak enflasyonu karşılar. Devlet tahvilleri faizinin% 15 kadar kâr sağlayabilir.
3- En iyi yatırım (iyi seçilmesi kaydiyle) gayri menkuldür. Çünkü 10 veya 15 yıldan sonra 15 veya 20 kat değer kazanabilir.
4- İstifa edenlerin yeniden emekli veya ölüm koluna kazandırılabilmelerinde sakınca yoktur. Ölüm kolunun mevcutların yaş ortalamasından küçük olanlar (ölümcül hastalığı yoksa) tekrar girebilmelidirler.
NETİCE OLARAK;
Belki yardımım olabilir diye bu mektubu yazıyorum. Yazdım.
VAKIF YÖNETİMİNİN GÖREVİ ŞARTLARI İYİLEŞTİRMEK GELİŞTİRMEK VAKFI KORUMAK VE YÖNETMEKTİR..
SEVGİ VE SAYGILARIMLA... 27 01 2019
KURUCULARDAN 5. NO’LU ÜYE BELGİN ÖZER.
***
KAYNAK: Hamdi Dağ <std.genelmerkez@gmail.com>

19 Ocak 2019 Cumartesi

“TPAO NECATİBEY LOKALİ’NDE” YAPILAN VAKIF TOPLANTISI HAKKINDA AÇIKLAMA; DUYURU, BİLGİ SUNUMU, ÖNERİLERİMİZ VE SONUÇ BİLDİRİMİZDİR


LÜTFEN DİKKAT:
16 OCAK 2019 ÇARŞAMBA GÜNÜ “TPAO NECATİBEY LOKALİ’NDE” YAPILAN VAKIF TOPLANTISI HAKKINDA AÇIKLAMA; DUYURU, BİLGİ SUNUMU, ÖNERİLERİMİZ VE SONUÇ BİLDİRİMİZDİR

1. 16 Ocak 2019 günlü toplantıya (saat: 13.30 ile 15.30 arasında) 250 dolayında Vakıf Üyemizin katıldığı gözlenmiştir. Duyru ve davetimize itibar edip, sorumluluk göstererek toplantıya katılan bütün üyelerimize içtenlikle teşekkür ederiz. Beklentimiz, bu ilgi, alâka, takip, sorumluluk ve sahip çıkma fikrinin artarak; Bütün üyeleri kapsayacak biçimde devam ettirilmesidir.
2. Bu yoğun ilgi, katılım ve katkıya rağmen Başkan Murat Aras'ın toplantıya katılmaması ve Vakfın "Yönetim Kurulu" bazında ağırlıklı/sorumlu temsilinin sağlanmaması, katılanlar arasında hayal kırıklığı, sorumsuzluk kaygısı, üzüntü, şaşkınlık ve hayretle karşılanmıştır.
3. Dolayısıyla, etkili, yetkili, sorumlu ve yerinde müzakere yeterliği olmayan bir heyetle temsil edilmeye çalışılan Vakıf tarafı ile "açık, samimi-doğru ve şikâyet konuları ve alternatif çözüm öneriler ile kabul edilebilir formüller üzerinde yoğunlaşan" bir görüşme, konuşma, sorunları analiz ederek “akıl-mantık ve karşılıklı menfaatler doğrultusunda uzlaşma/anlaşma” imkânı; Uygulanmak istenen ve/veya zorla dayatılan hak gaspının ortadan kaldırılarak objektif bir çözümde anlaşarak mutabık kalma imkân ve ortamı bulunamamış ve Vakıf tarafınca da bu sağlanamamıştır.
4. Bundan da, vakıf yönetiminin "ön koşullu bir oyalama taktiği uyguladığı ve üyelerin görüş, öneri ve isteklerini dikkate alıp, değerlendirmek gibi bir niyet ve samimi arzu ve kaygı içinde olmadığı" açıkça ortaya çıkmış ve sarahaten anlaşılmıştır.
TOPLANTIDAN SONRA:
a- Yerinde yapılan bireysel ve kurumsal, karşılıklı konuşmalar.,
b-Facebook, e.MAİL ve twitter ortamında yapılan paylaşımlar.,
c- Toplantıya katılanların kendi aralarında ve gruplar halinde yapmış oldukları tartışma, ileri sürüm, bireysel öneri ve konuşmaları.,
d- Ertesi gün ve daha sonrasında VAKIF ile SANDIK mahallinde vaki konuşmalar (şahit olunduğunca) dikkate alınıp, özenle değerlendirilmiş olmakla,
BUNA GÖRE:
1. Vakfın hak eden ve yararlanlara periyodik MAAŞ politikasında herhangi bir sorun olmadığına;
2. Ancak "Tam Maluliyet ve Vefat Yardımları" konusunda son derece ADALETSİZ, basiretsiz, isabetsiz, zaman zaman şaibeli, yararsız ve sonuçta: Üyelerin yaşları ilerledikçe, sigorta bedeli adı altında yılık olarak tahsilâtı yapılan aidatı ödenemez ve/veya astarı aslından pahalı bir noktaya çekerek, İnsanları yıldırmak, caydırmak ve sistemi bir avuç varlıklı kesimin lehine kullanılan ard niyetli bir rantiye argümanı haline getirmek gibi bir eğilim gözlendiğinden ve SANDIK ile VAKIF arasında vaki benzer uygulamalar açısından çok önemli farklılıklar olduğu; SANDIK'ın daha etik, ilkeli, şeffaf ve dürüst hareket ettiği kanaatleri dikkate alınarak:
NETİCEDE:
1. Hak edilmiş Vakıf Maaşı (Kanun ve Sözleşme gereği) sürdürülmek koşulu ile "Tam Maluliyet ve Ölüm Kolu" aidatlarının 2019 yılından itibaren ödenmemesi ve müstakilen işleyen ve/veya işletilen bu koldan istifa edilerek ilişik kesilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu durumda, emekli olanların her hangi bir aidat ödemeleri hukuken gerekmeyecek ve fakat bütün emekliler düzenli bir biçimde maaşlarını almaya devam edeceklerdir.
2. Bundan Böyle: Kanun ve Vakıf Sözleşmesinin amir hükmü olan "Vakıf Yöneticilerinin tam bir ehliyet, liyakat, dikkat, fazilet ve basiretle çalışarak" vakfı sürekli geliştirmeleri, doğru-dürüst, ilkeli, onurlu, sorumlu ve saydam bir yönetim örneği sergileyerek faaliyet göstermeleri gerektiği ve bu hususun etkin bir biçimde izlenmesi gerektiği karar ve kanaatine varılmıştır.
Takdir bütün Vakıf, Sandık ve GRUP üyelerine ait olmakla:
ÖNERİLER:
1. TPAO ve iştiraklerinden emekli olanlar; Bundan böyle her hangi bir yarar sağlamaları imkânı kalmayan SANDIK’tan istifa ederek ayrılmaları ve “ÖLÜM KOLU” adı altında geleceği meçhul bir fona (her ne kadar şimdilik iyi idare ediliyor olsa da) ödeme yapmamaları;
2. Vakıf’dan emekli olunduğu tarihten itibaren de, “HAK EDİLEN MAAŞ” alınmak kayıt ve şartı ile her daim şüphe, şaibe ve kayırma kaygısı ile bakılan “TAM MALULİYET VE VEFAT KOLU” adı altında icra edilen faaliyete katılmamaları; Hattâ mümkünse, zamanla sadece bir-kaç kişinin çıkar unsuruna dönüşmesi mukadder bu icraatın kaldırılması önemle önerilir.
"GEREĞİ: DEĞERLİ İLGİ VE BİLGİLERİNİZE”
Saygı ve şükranlarımızla.
TPAO EMEKLİLERİ 
WEB SİTESİ, GRUP VE HABER PORTAL
Ankara, 19 Ocak 2019
YORUM, ELEŞTİRİ, ÖNERİ VE KATKILAR
Abdullah Köylü Gerçekten vakfın bir özelliği kalmadı şimdiye kadar üyelerin menfaatine olan sandık gün gittikçe üyelerin aleyhine işliyor bu şekil giderse üyeler bunca sene aidata rağmen Vaz geçecek yönetimdekiler de kime hizmet ediyorlarsa KINA yaksınlar
***
Nafız Kılıc Vakıf vakıflıktan çıktı üyelerini sömürür hale geldi yazıklar olsun otuz kırk yıldır aidat yatırdım
***
Cengiz Bilaç Alişan Üyelerin katkıları dikkate alınarak tasfiyesi en doğrusu
***
Ziya Tahtalı VAKIFA KAYITLI OLANLARA DUYURULUR BEN AVİVA SA GEÇİŞİNDE. ÇOK KÜTÜK YEDİM BENİM PARAMI. TAM ÖDEMEDİ AVİVA DİKKATLİ OLUN. BİR. BAHANE. İLE. KESİYORLAR. BİZİM VAKIF. BAŞKANI. TAKİP ETMEDİ. BEN HAKKIMI. HARAM. EDİYORUM PARAMI TAM. ALAMADIM
***
Yavuz Pektekin Konuşulanlardan ve sonuçlarından bilgilendirme lütfen
***
Cengiz Bilaç Alişan Ölüm ve tam malüliyetten yararlanmayanların şimdiye kadar bu fona yaptıkları tüm ödemeler adaletle ödenmelidir. KEFEN PARASINA İHTİYACIM YOK... İsteyenlere saygımız sonsuz .Sevgi ve Saygılar bizden ...
***
Yakup Akyol Tpao Emeklileri ölüm kolu için yapılan ödemelerin iadesi söz konusu olamaz zira siğorta şirketi ilgili yıla ait ödediklerimizi o yıl içinde vefat eden üyelere ödeme yapmakta dadır dolaysıyla yeni yılda aidatların yeniden ödenmesi gerekir
***
Fevzi Ahi Çook teşekkür ederim. Yerinde ve gereğini çok düzgün şekilde ifade edilmiştir. Her kes kendi üzerine düşeni yapsın, ben yaptım oldu demek hiçte doğru değil bu durumdaki vakıf üyelerini kabul edecek başka sigortalar bulunabilir Alternatif sunulmalıdır. TPAO.BİRİKTİRME VE YARDIMLAŞMA SANDIĞI YÖNETİM KURULUNDA 14 YIL YÖNETİM KURULU ÜYESİ OLARAK GÖREV YAPTIM ; Ölüm kolu aidatları Yönetim Kurulu Tarafından belirlenir ama, Vakıf Ölüm ve Tam Maluliyet Primi kadar 1 Yılda % 100 den fazla artmamıştı ve Yaş yükseldikçe bu kadar artmamıştı. Bu Yaşları ileri olan Emeklilerimiz BU GÜN YENİ EMEKLİ OLMAMIŞ SÜREKLİ PRİM ÖDEYEREK DEVAM ETTİĞİNDEN
0 DAN BAŞLAMIŞ GİBİ MÜTALAA EDİLMEMELİYDİ ÇOK İYİ DÜŞÜNMEK LAZIM Vakıf YÖN. KUR. Ve Yeterli Üyelerinin Toplantıya Katılmamaları da çok daha duyarsızlık Örneği olarak Toplantıya katılan üyeler Tarafından ifade edilmiştir.
Bir diğer Önemli konu bu kadar Hayati Önem Taşıyan Konular için Lokal Yerinin Üyeleri Rahat ettirmeyiniz ve Ayakta kapılarda dinlemeleri bu yaştaki Üyeleride ayrıca Üzmüştür.
Burda Yapılacak Şey OLAĞAN ÜSTÜ GENEL KURUL ÇAĞRISI YAPILMASI TAVSİYE EDİLMELİDİR. 100 KİŞİNİN TOPLANABİLECEĞİ SALONA 250 KİŞİ SIĞDIRILMAYA ÇALIŞILMAMALIYDI BUNLAR ÇOK ÖNEMLİ KONULARDANDIR LÜTFEN DİKKAT EDİLSİN.
***
Mustafa Nevruz SINACI; VAKIF, özellikle eşitlik, hakkaniyet ve hukukun özenle korunduğu, maksimum özveri, sürekli başarı ve kesintisiz gelişme süreci ile yaşatıldığı "hakkaniyet ve adalet timsali bir hayır ve insanlara hizmet" kurumdur. Vakıflarda ayrımcılık, kollama, kayırma, çıkar sağlama gibi İnsan Hakları, Kul Hakkı ve etik/ahlâk dışı tasarruflarda bulunulamaz. Ancak TPAO PERSONELİ VAKFI, 2019'dan itibaren yürürlük kazandırmaya kalkıştığı "kademeli vefat ve tam maluliyet yardımı" uygulama girişimi ile bütün vakıf değerlerini hiçe saymış, istismar ve suiistimal etmiştir. Üstelik uyguladığı tarife, standart, norm ve sigorta sisteminde, daha amatör çalışan SANDIK'tan çok geriye düşmüştür. Bu, profesyonel çalışan bir Vakıf Yönetimi için utanç verici bir durumdur. Böylece: Ehliyet, hakkaniyet, eşitlik ve liyakat kavramları da yok sayılmış olmakla: ARTIK VAKFIN VEFAT VE TAM MALULİYET KOLUNDA kalmak bilumum anlam, önem ve değerini yitirmiştir. Vakıf, bu kolu derhal tasfiye etmeli ve bundan böyle üyelerin "hak ettikleri maaşı" istikrarlı, verimli ve yararlı bir biçimde kalıcı ve sürdürülebilir kılmaya çalışmalıdır. Bunu da yapamayacaklarsa "orada neden ve niçin durdukları" ACİLEN sorgulanmalı ve vakıf SIKI BİR DENETİM, TEFTİŞ VE GEREKİRSE MAHKEME SÜRECİNE taşınmalıdır. Taktir elbette değerli çalışan ve emeklilerimize aittir. Selâm, sağlık ve başarı dileklerimle.
***
Tulga Ulaş Ölüm koluna her yıl ödemeler yapıyorduk,bu koldan ayrılınca şimdiye kadar yaptığımız ödemeler ne olacak,onları geri alabilecekmiyiz.?
***
Abdullah Eren Toplantı sonucundan haberi olan var mı?
***
Somay Atacan Sonucu merakla bekliyoruz
***
Mehmet Ertaş Fevzi Ahi katılımcıların 250 de olsada iyi guzel bir duyarlı davranıştır hepsine ayrı ayrı teşekkürler, ,fakat velakin,vakıf yöneticileri neden bu toplantıya katılmadılar, anlatacak ve izah edecekleri bir şeyleri yokmuydu, yıllardır çalışan insanların disi den tırnağından fedakârlık YAPARAK vakfa güvenip onlarin YAPTIĞI bildirimler e GÖRE para kesilmesine izin verdiler,
Bu insanların hakkı değilmi bu zamana KADAR yapılan işlerden haberdar OLMASI, ,,yöneticiler akıl baliğ insanlardır,Bunlara bir açıklık getirebilirlerdi,SELÂMLAR SAYGILAR, ,
***

Tpao Emeklileri
TEPED BAŞKANI ABDULLAH GÜÇLÜ'NÜN 21 OCAK 2019 TARİHLİ (Yavuz Pektekin ile paylaştığı ve grubumuz üyelerine hitaben yaptığı) AÇIKLAMASI
Toplantıda, Vakfimizin kurulus amacina uygun faaliyetlerini uyeler yararina surdurebilmesi icin gerekli ve sart olan, Vefat/Tam-Daimi Maluliyet yardimi ile ilgili 2019 yili calismalarindan, istatistiki bilgiler isiginda bahsedilmis, Vakfimizi sahiplenerek toplantiya katilan degerli uyelerimizin sorulari cevaplandirilmistir. Katilan uyelerimizin memnuniyet ve guzel temennileri ile sonuclanmistir. Katilim ve katki saglayan tum degerli uyelerimize tesekkur ederiz.
Saygilarimizla, TPAO PERSONELI VAKFI YONETIM KURULU B002

Degeli Emeklilerimiz.ÖLÜM KOLU ödemeleri ile ilgili olarak vakif yönetimi ile Müstereken düzenledigimiz topanti büyük bir katilimla yapilmis ve Toplantida söz isteyenlerin tamamina Vakif yönetim gerekli bilgi verilmistir.Toplanti Uyum icinde ve memnuniyetle bitmistir.
Sanki toplanti kötü bitmis gibi facebookta bir kisi adimiza bir duyuru yapilmistir. Bu duyuru dernegimizle yakinda ve uzaktan bir ilgisi bulunmamaktadir.Vakif sandigi yönetimini basarili bu calismalarindan dolayi tesekkür eder.basarilarinin devamini dileriz. TP.Emekliler dernegi yönetim kurulu adina Baskan Abdullah Güclü, B002-PZT 20:30
***
SONUÇ BİLDİRİSİ
VE VAKIF YÖNETİMİNE
"KARAR DÜZELTME ÇAĞRISI"

VAKIF VE SANDIK ARASINDA BİR MUKAYESE VE NİHAİ TAVSİYE
Biriktirme ve Yardımlaşma Sandığı 2019 yılında 22.000.-TL “yıllık VEFAT kolu” yardım taahhüdüne mukabil, bir yıl için sadece: 140.- TL aidat ve/veya sigorta bedeli talep etmektedir. (Bak: 13.12.2018 Tarih ve 7232 Sayılı Duyuru)

VAKIF, aynı sigorta şirketine “tam maluliyet ve ölüm kolu yardımını” ihale ettiği takdirde: 33.000.-TL karşılığı ödenecek yıllık aidat 210.-TL’ye gelir. Bu durumda aidatlarda yapılacak asgari atışlar karşılığı en adil ve eşit bir biçimde (ve tek kalemde eşitlenecek biçimde) miktarın da arttırılması mümkündür. “Kademeli aidat ve değişen oranlarda yardım” gibi aykırı, adaletsiz ve haksız bir tevessüle de tenezzül etmeden bu iş yürür. Oysa Vakfın 2018’de talep ve tahsil ettiği “tam maluliyet ve ölüm kolu” aidatı 320.-TL, Kademeler itibarıyla bu yıl istenen miktarlar ise bunun katları. (02 Ocak 2018 Tarih ve 118 Sayılı Duyuru)

İŞTE YANLIŞLIK VE HAKSIZLIK BURADA.
Ya 33.000.-TL yardım karşılığı “Sandıkla mukayeseli, akılcı-adil, makul ve mukayeseli” bir aidat istenmeli; Ayrıcalıklı, Vakıf esprisine aykırı ve kademeli sistemden derhal vazgeçilmeli veya “biz bu işi başaramadık, şeref, haysiyet ve şanımızla bırakıyoruz” denilerek Genel Kurul Çağrısı Yapılmalıdır.

BİZİM GRUP OLARAK VARDIĞIMIZ ANALİTİK SONUÇ VE "uygulamalar bazında yapılan" SİSTEMATİK SENTEZ BUNU SÖYLEMEYİ ZORUNLU KILMAKTADIR. YÖNETİM BUNU YAPMAZSA HERKES ÖLÜM KOLUNDAN AYRILMALIDIR.

14 Ocak 2019 Pazartesi

ÇOK ÖNEMLİ: (TÜRKİYE PETROLLERİ ANONİM ORTAKLIĞI PERSONELİ VAKFI) Makul Bir "Yıllık Aidat Karşılığı" 33.000.-Tl "Vefat ve Tam Maluliyet Yardımı" Bütün Üyeler İçin Müktesep Haktır.

Makul Bir "Yıllık Aidat Karşılığı" 33.000.-TL "Vefat ve Tam Maluliyet Yardımı" Bütün Üyeler İçin Zaten Edinilmiş Bir Müktesep Haktır. Bundan Geriye gidilemez ve "HAKSIZ YERE" Hak Gaspı yapılamaz. 
2018 Yılında 320 Lira "Sigorta Bedeli/Yıllık Aidat" karşılığı tam 38 Vefat edenin varisleri veya tam maluliyet karşılığı üyelerin kendilerine 33.000'er Lira ÖLÜM VE TAM MALULİYET yardımı yapılmıştır. (02 Ocak 2018 tarih ve 118 No'lu Duyuru) Bu yardım anlaşmalı sigorta şirketi tarafından ödenmiş olmakla; Vakıf burada sadece bir aracı kurum ve "üye lehine kaim koruyucu bir konum ve bütün yöneticiler emanetçi durumundadır."
VAKIF STATÜSÜ VE YASA
Dolayısıyla 2019 yılı Duyurusu ile deklere edilen zafiyet ve geriye dönüş isteminin nedeni bu olamaz. Ortada mutlak bir yönetim kusuru, hata, ihmal veya Müfettişlerce araştırılması, icabında Mahkemelerde dava konusu yapılması gereken hususlar söz konusu olabilir. Kaldı ki, Vakıf Tüzüğü ve ilgili Yasa gereği: "Vakıf yöneticileri müdebbir bir tüccar gibi çalışmak, mutlak surette vakfı geliştirmek, bütün olumsuzluklara rağmen ileriye doğru yürümek, üyelerinin bilumum hak, çıkar ve menfaatlerini her şeye rağmen ve mutlaka korumak-geliştirmek ve nihayet: Basiretli birer yönetici sıfatını haiz biçimde" yüksek bir performansla dürüst çalışmak, hakkıyla iş görmek ve Vakfı İdare ve idame etmek, yaşatmak zorundadırlar.
NETİCE OLARAK:
Mezkür (TEPED Sayfasında yayında olan) beyan ile üyelere duyurulan karar ve tasarruf yanlıştır. Usul, hukuk, sigorta sistemi (anlaşma ve garanti sözleşmesi ile mükellefiyetler kapsamı) ve müktesep hak kavramına aykırıdır. Şu hale nazaran; Yönetim kurulu derhal toplanıp "tashihi karar cihetine giderek" bu yanlışından dönmeli ve en azından (böyle % 100'lerin üstünde değil, maksimum % 20 (320 +( %20: 64) 384 TL)" serbest piyasa sigorta şirketlerine açık ihale yapmak suretiyle" makul, mantıklı, akılcı, vicdani ve sürdürülebilir bir miktar ve sistem belirlemelidir.
BU VAKIF YÖNETİMİ İÇİN ZORUNLU "İNSANİ-YASAL VE VİCDANİ" BİR GÖREV;
BÜTÜN ÜYELER İÇİN İSE OLAĞAN, DOĞAL, YASAL VE DEMOKRATİK BİR HAKTIR.

Lütfen!.. Aşağıdaki 2018 duyurusu ile bir alt sayfadaki 2019 duyurusunu inceleyiniz.
LÜTFEN DİKKAT!.. 
Yarın 16 Ocak 2019 - Çarşamba günü Saat: 14.00'de VAKIF Yönetimi ve TEPED (TPAO Emeklileri Derneği) tarafından: TÜRKİYE PETROLLERİ ANONİM ORTAKLIĞI PERSONELİ VAKFI "2019 Yılı Ölüm ve Tam Maluliyet Yardımı" ile ilgili bir BİLGİLENDİRME VE NİHAİ KARAR Toplantısı yapılacaktır. 
YER: Necatibey Lokali/Ramazan'ın Yeri/Dernek (TEPED) Merkezi, İrtibat Tel: 03122302540 - SAAT: 14.00
*** 
Bu çağrı, toplantıya davet ve duyurunun bütün Vakıf Üyelerine iletilmesi ve en yoğun biçimde "TAM BİR SORUMLULUKLA" katılımın sağlanması ve VAKIF'a sahip çıkılması önemle rica olunur.

29 Ekim 2018 Pazartesi

Beş amiralden Ege ve Doğu Akdeniz çağrısı: Yunanistan’a ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne (Adalar, Münhasır Ekonomik Saha, Petrol ve Doğal Gaz Alanları ile İlgili Olarak) mesajı net verelim

Beş amiralden Ege ve Doğu Akdeniz çağrısı: "Yunanistan ve GKRY'ne mesajı net/sert verelim.."
​Deniz Kuvvetleri’nde önemli görevler üstlenmiş emekli amiraller, Yunanistan’ın ABD’yi arkasına alarak Türkiye’ye yaptığı kışkırtmalara karşı atması gereken adımları anlattı: Doğu Akdeniz’de kesin MEB ilanı, işgal edilen adalara karşı hamle yapmak, Avrasya’nın yapıtaşlarıyla işbirliği
TURAN SALCI; Türkiye’nin son günlerde en önemli gündem maddesi Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı atılan adımlar oldu. Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkaracağını açıklaması ve Doğu Akdeniz’de faaliyet yürüten Barbaros Hayrettin Paşa Sismik Araştırma Gemimize yönelik taciz girişimi bardağı taşıran son damla oldu.Barbaros Hayrettin Paşa Sismik Araştırma Gemisi
Yıllarca Türk Deniz Kuvvetleri’nin en önemli kademelerinde görev yapmış beş emekli amiral, hem son yaşanan gelişmeleri hem de olayın uluslararası boyutunu ele alarak Aydınlık’a Türkiye’nin ne yapması gerektiğini ve Batı ittifakının amacını anlattılar.
‘SINIRLAR AÇIKÇA BELİRTİLMELİ’
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz: İşler çığrından çıkmış durumda. Son 14 günde yaşananlara bakalım:
Mısır, Güney Kıbrıs ve Yunanistan başbakanlarının Girit’teki meşhur deklarasyonu ortada. Burada Yunan Başbakanı, ‘Mısır’la, Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlarını müzakere etmeye hazırız’ dedi. Arkasından geçen hafta, Barbaros Araştırma Gemimizin Yunan fırkateyni tarafından ‘Burası bizim sahamızdır’ anonsuyla taciz edilmesi ve bizim gemilerimizin müdahale etmesi. Üçüncüsü, önceki günkü törende Dışişleri Bakanlığı görevini sancılı bir şekilde bırakmak zorunda kalan Kotzias, son yıllarda karşı karşıya kalacağımız en ciddi problem olan, Ege’deki karasularının 6 milin üzerine çıkarılması büyük planının başlangıç safhasını ilan etti. Bu çok ciddiye alınması gereken, en az Doğu Akdeniz’deki çıkar alanlarımız kadar Türkiye’nin jeopolitik geleceğini de ilgilendiren bir konu.
Bu saydıklarımı üst üste koyduğunuz zaman, bunlar küçücük Yunanistan’ın tek başına, dev bir Türkiye’yi karşısına alarak yapabileceği işler değil. Nüfusu 11 milyon olan, dünya ekonomileri içinde ilk 60’a zar zor giren, borç içerisinde yüzen bir ülke, kalkıp da Türkiye’ye karşı bu kadar saldırgan bir politikaya geçemez. Güç dengelerine aykırı. Bu bir kışkırtma.
Türkiye’nin son yıllarda Doğu Akdeniz’de yaptığı işler tabi ki denizci hegemonyayı rahatsız ediyor. Çünkü Türkiye ilk defa tarihinde çok güçlü bir şekilde bu deniz yetki alanlarındaki çıkarlarını koruma iradesini gösteriyor. Bu irade tabi kabul edilmiyor. O yüzden Yunanistan’ı Mısır’ı ve diğer ülkeleri salıyorlar. O yüzden buna dikkat etmemiz lazım.
Türkiye, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanını, MEB veya kıta sahanlığı adı altında koordinatları açıkça yayımlamalıdır. 2004 ve 2013’te BM’ye verdiğimiz notalar yetersizdir. Sadece ‘32 derece 16 dakika 18 saniye doğu boylamının batısında Türkiye’nin çıkarları vardır’ demek yetmez, sınırı açık açık belirlemek gerekir. Ve siz sahanızı çizmeden de bu adamlar caydırılamaz.”
‘ATİNA’DA KRİTİK TOPLANTI’
Emekli Tümamiral Mustafa Özbey
Emekli Tümamiral Mustafa Özbey: ABD; Ege, Doğu Akdeniz, Suriye’nin kuzeyi ve Irak’ta, tam anlamıyla bölgede geniş çaplı bir istikrarsızlaştırma politikası güdüyor. Bunu yaparken de Türkiye’yi dikkate almadan, kendine özel bir yapı içinde süreci yürütüyor. Yapı içinde öncelikle ele aldığı ve korumaya çalıştığı değer, bölgedeki İsrail’in çıkarları. Bunun üzerine olgunlaşmış bir tavrı görmüyoruz, hazırlıkları görüyoruz. Ne zaman somutlaşır sorusunun cevabı ise aralık ayında Atina’da yapılacak bir toplantıda gizli. ABD, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail dışişleri bakanları bir araya gelecekler. Bu toplantıda bölge politikaları ile ilgili bir ortak tavır şekillenecek. Onun askeri içerikte mi olacağını, enerji odaklı mı olacağını yoksa başka konuda mı olacağını toplantıdan sonra anlayacağız.
Bölgede şu anda ABD, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır işbirliği ve dayanışma içinde ‘Burada müşterek neler yapabiliriz’in arayışını ortaya koyuyorlar.
Yunanistan şu aşamada Ege’de değil de İyon Denizi ve Girit civarındaki karasularını 12 mile çıkararak Türkiye’nin bu konudaki reaksiyonunu ölçmek istiyor. Rusya’nın tavrı konusunda bir değerlendirme yapacak olursak, 12 mil kararının tam olarak neresi için geçerli olacağına bakarak bir tavır alacağını düşünüyorum.
Emekli Tümamiral Deniz Kutluk
Emekli Tümamiral Deniz Kutluk: ABD, Türkiye’de bulamadıklarını Yunanistan’da bulmaya çalışıyor. Ama bu konuşlanma stratejik eksende bir etki yaratmaz. Rusya’nın sıcak denizlere inme potansiyelini oradan gözetlemek istiyor. Ama diyemeyiz ki ABD, Yunanistan’ın bütün iddialarının arkasında bulunuyor. Çünkü Yunanistan’ın Ege’deki iddiaları uluslararası hukuktan destek almıyor. ABD de uluslararası hukuku reddeden iddiaların arkasında durursa, kendisi de ihlal etmiş olur. Bu bakımdan bizim hukuki pozisyonumuz güçlü sayılır. Buradaki çelişki, ABD şirketlerden kurulmuş bir devlet. Dolayısıyla şirket çıkarı ABD de direkt devlet çıkarına dönüşebiliyor. Doğu Akdeniz’de de Rumlar büyük devletlerin sondaj gemilerini kiralayarak onların desteğini arkasına alıyor. Exxon Mobil gibi ABD şirketleri de buna dahil…
Yunanistan 12 mil kararını Ege’de almayacak kadar zekidir. Alacak olsaydı 1995 yılından beri yapardı. 1995’te alınan Meclis kararına göre Hükümet bu adıma karşı her türlü askeri önemli almak için yetki almış durumda. Dolayısıyla Yunanistan o günden bugüne Türkiye’nin her açıdan geliştiğini gördü. Yunanistan zaten şu anda ekonomik krizle uğraşan bir ülke ve bu adımı atması durumunda savaş sebebi olacağını da biliyor. Diyelim yaptılar savaş çıktı, bir sürü kayıplar yaşandı ve sonunda barış oldu. O barışın maddeleri içinde uluslararası hukuka aykırı olan bu kararın uygulanmayacağını da biliyor. Dolayısıyla burada kamuoyunu okşayan mesajlar ayrı bir şey, reel politika ayrı bir şey. Çipras’ın resen yapılacak bir karara nazaran, konunun Meclis’te tartışılması, o süreçte biraz da zaman kazanarak kamuoyunu sakinleştirmek. Bunu bir siyasi manevra olarak görebiliriz.
‘ÖNCE ESAD SONRA BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ’
Emekli Tuğamiral İlker Güven
Emekli Tuğamiral İlker Güven: Yunanistan, ABD’nin teşvikiyle bu adımları atıyor. ABD, Doğu Akdeniz ve Ege’de müşterek tatbikatlar yaparak bunları yüreklendirmeye çalışıyor. 1. Dünya Savaşı’ndaki İngilizlerin rolünü bugün ABD oynuyor.
Türkiye’nin burada yapacağı çok önemli iki şey var. Politik olarak Suriye’de mevcut hükümetin başındaki Beşar Esad ile derhal el sıkışıp bununla eşzamanlı olarak da Münhasır Ekonomik Bölgemizi (MEB) kıta sahanlığı tezimize ve uluslararası haklarımıza uygun olarak ilan etmektir.
İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan, arkasına ABD’yi alarak Türkiye’yi Ege ve Doğu Akdeniz’den, yani batıdan kuşatmak istemektir. Türkiye bu kuşatma sırasında hem güneyde bir askeri harekat içinde hem de ekonomik sıkıntıları var. İşte Türkiye’nin bu kritik durumundan faydalanmak için çaba sarf ediyorlar. Türkiye ne zaman zayıf düşerse, Yunanistan arkasına bir gücü alarak hareket eder. Türkiye’nin güçlü olduğu zamanlarda da Yunanistan sesini çıkaramaz. Buna karşı yapmamız gereken bellidir. Esad ile birlikte bölge ülkeleriyle de yani İran, Irak, Azerbaycan’ın da katıldığı bölge işbirliğinin ilk temelini atmak.
Bakın, Türkiye’nin belirsiz, her tarafa çekilebilen politikası nedeniyle ne İran’a ne Rusya’ya yani Astana ortaklarımıza asla güven vermiyoruz. Bu güvenin ilk temel taşı Suriye Hükümeti’yle el sıkışmak. Bölgesel işbirliği temin ettiğimiz takdirde Doğu Akdeniz’deki o ittifaka karşıt bir güç oluşturmuş olursunuz. Biz tek başımıza Yunanistan’la mücadele edebiliriz ama onların oluşturduğu güce karşı bunu yapmak durumundayız. Bölgesel işbirliğinin ardından Avrasya’nın yapıtaşları Rusya ve Çin’i de katarak Doğu Akdeniz ve Ege’de ABD’nin kışkırtıcılığına denge oluşturabiliriz.
‘TÜRKİYE MESAJINI NET VERMELİ’
Emekli Tümamiral Soner Polat
Emekli Tümamiral Soner Polat: Demeçlerde ‘kararlılık’ mesajı verilmesini bu kritik aşamada son kerte önemli buluyorum. Ayrıca, 1995 TBMM kararına vurgu yapılması da büyük bir etki yarattı. Ancak, konjonktürel olarak sonuç verebilecek bu girişimlerin kalıcı bir şekilde çıkarlarımızı garanti altına alması için ilave adımlar da atılmalıdır. Bu kapsamda, ‘neye kararlı’ olunduğu açık, seçik ve net olarak ortaya konulmalıdır. Mesele, Yunanistan’ın yarattığı oldubittilerle (fait accompli) karasuları sorununun çok ötesine geçmiştir. Girit açıkları da dâhil Türkiye’ye ait Ege’de 152’nin üzerinde ada, adacık ve kayalık vardır. Yunanistan bu adalar üzerinde egemenlik iddia etmektedir. Bunlardan Türkiye’nin 6 mil olan karasuları içindeki ada ve adacıklarının bazıları fiili Yunan işgali altındadır. Türkiye bu konuda da net duruşunu ilan etmelidir.
Yunanistan, muhtemelen Meis Adası nedeniyle kendi MEB’i içinde kaldığını düşünerek Barbaros Hayrettin Paşa Araştırma Gemimizi taciz etmiştir. Yunanistan, 152’den fazla ada ve adacık için Türkiye’nin benzer taleplerde bulunacağını dikkate almalıdır. Bu nedenle Türkiye, Doğu Akdeniz’de koordinatlarını net olarak deklare ettiği MEB’ini bir an önce ilan etmelidir. Kaldı ki iki kez Doğu Akdeniz için ilan ettiğimiz kıta sahanlığının net sınırları belli değildir. Bunu önemli bir teknik eksiklik olarak değerlendiriyorum.
Yunanistan’ın son karasuları çıkışının iç politika ile hiçbir ilgisi yoktur. Yunanistan’daki bütün partiler Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının ‘tartışma dışı’ Yunan egemenlik alanları olduğu konusunda hemfikirdir. Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik dış politikası tarihi boyunca hiç değişmemiştir: “Batı’yı arkasına alarak Türkiye’nin zayıf düştüğü anlarda bir zaman planlaması ile parça parça egemenlik alanlarını genişletmek, Türkiye’nin güçlü olduğu dönemlerde dostluk mesajları vererek sorunları dondurmak!” Yunanistan, her hal ve şartta Türkiye’nin karşısına tek başına çıkma niyetinde değildir. Bu nedenle, ABD ve/veya AB’nin Yunan siyasetine destek vermesi hayatın olağan akışına uygundur. Avrupa jeopolitiğini de dikkate alırsak, Türkiye’nin Yunanistan ile olan her sorununun aynı zamanda Batı ile arasında bir sorun olduğunu farz ve kabul etmeliyiz.
Türkiye öncelikle kimseden çekinmeden Ege ve Doğu Akdeniz siyasetlerini belirlemeli, bunu devlet politikası haline getirmeli, HDPKK dışındaki bütün partiler bu siyasetlere tam destek vermeli ve bu siyasetler millete mal edilmelidir. Türkiye daha sonra MEB ilanı, işgal edilen adalarımız ve diğer deniz sorunlarımız hakkındaki somut politikalarını dünyaya ve uluslararası kuruluşlara deklare etmelidir. Şu aşamada, öncelikli konu ne istediğimizin, tereddüde mahal bırakmayacak tarzda ortaya konulmasıdır. Bu yönde kesin bir irade gösterilebilirse, Türkiye’nin deniz alaka ve menfaatlerine tecavüz edenleri caydırmak daha kolay olacaktır. (NEWYORK: 29.10.2018-TURKISH FORUM Vatandaş Medya.Ulusal Haber & Ulusal Ajans)

19 Haziran 2018 Salı

Temmuz 2018 Ayı İtibarıyla "SSK ve BAĞ-KUR Emeklilerine" Farklı Zam!...

Emekliye farklı zam!..
[SGK "sosyal güvenlik kurumu" (!!!) Çatısı altında gibi görünen ve fakat halâ aralarında "norm ve standart (maaşlarda kıdem, ehliyet ve liyakate göre adalet) birliği sağlanmamış ve özellikle 2002 yılı ve sonrası intibakları yapılmamış olan] SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Temmuz zammı yüzde 7.27 olarak tahmin edilirken, memur emeklilerine de fark kesinleşti. Farkın yüzde 3.27’yi bulması bekleniyor. Emeklilerin Temmuz zammı için geri sayım başladı. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Temmuz zammının yüzde 7.27 olması beklenirken, memur emeklilerinin de toplu sözleşme artışına ilaveten enflasyon farkı alacağı kesinleşti. Farkın yüzde 3.27'yi bulması bekleniyor. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Temmuz zammını ilk 6 aylık enflasyon belirleyecek. İlk 5 aylık enflasyon yüzde 6.39 olarak gerçekleşti. Merkez Bankası'nın beklenti anketinde de Haziran ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) tahmini yüzde 0.82 olarak gerçekleşti. Bu tahmin tutarsa, ilk 6 aylık enflasyon, yani SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Temmuz zammı yüzde 7.27 olacak.
GÖZLER TÜİK'TE
((Bütün Emekli, asgari ücretli ve çalışanların "Türkiye İstatistik Enstitüsü"nden ortak isteği ve mutlak beklentisi: 2018 yılının ilk yarısında yaşanan ekonomik kriz ve 3'e katlayan dolar ve euro (EŞEL-MOBİL)+hakkaniyet, adalet ve gerçek etik; Kamu Görevi Gereği Adalet Ahlâkı dikkate alınarak: Dönem itibarıyla Gerçekleşen ENFLÂSYON'un tam ve doğru, namuslu ve dürüst olarak tespit olunup ilân edilmesidir.)) 

Memur emeklilerinin Temmuz zammı da toplu sözleşmede yüzde 3.5 olarak belirlenmiş, ayrıca ilk 6 aylık TÜFE yüzde 4'ü aşarsa enflasyon farkı verileceği karara bağlanmıştı. İlk 5 aylık TÜFE yüzde 6.39 olarak gerçekleşti. Memur emeklilerine böylece 5 ayda yüzde 2.39 enflasyon farkı oluştu. Bu fark, Haziran enflasyonuna göre netleşecek. Beklenti anketindeki TÜFE tahmini gerçekleşirse, memur emeklilerine yüzde 3.27 enflasyon farkı verilecek. Memur emeklilerinin Temmuz zammı bu durumda yüzde 6.77'ye ulaşacak. Halen en düşük memur emeklisi aylığı bin 978 lira seviyesinde. Yüzde 6.77'lik artış bu maaşı 2 bin 111 lira 95 kuruşa yükseltecek. Hem SSK ve Bağ-Kur hem memur emeklileri kesin zam oranını 3 Temmuz'da öğrenecek. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıklayacağı veri merakla bekleniyor..
(KAYNAK: 19.06.2018-Posta Gazetesi, http://www.posta.com.tr)